Bilgisayar artık iyice yaşamımızın içine girdi. Hatta yaşamımız bilgisayarın içine girdi dersek yanlış olmaz. Herkes MSN'de, herkes "Face"de. Çok hızlı bir uyum yeteneğimiz var gibi. Ama çok ilginç bir şekilde öğrenmek konusunda da fazlasıyla muhafazakarız.
Mesela InternetExplorer kullanan birisine Firefox kullandırmak için biraz mücadele etmek gerekiyor. Daha vahimiyse Windows'tan Linux'a geçişte yaşanıyor.
Bugün bahsetmek istediğim konu da bu: neden ihtiyacımızı karşıyalan bedava bir işletim sistemi yerine Windows'ta ısrar ediyoruz??
Bugün bilgisayar kullanıcılarının %45'inin yaptıkları internete girmek, sohbet etmek, müzik dinlemek ve film izlemekle sınırlı. Ofis işlemlerini dahil ettiğimizde bu oran %85'lere çıkıyor.
Peki bütün bunlar için illa Windows işletim sistemi mi gerekiyor? Tabii ki hayır. Ubuntu gibi birçok Linux türeviyle bunları fazlasıyla yapabilirsiniz. Üstelik de birçok artısıyla.
Öncelikle Windows işletim sistemleri ücretli. Windows 7 Home Premium 227 liradan satışa çıktı. Linux türevleri ise bedava. İnternetten indirip yasal bir yükümlülük altına girmeden sisteminize kurabilirsiniz. "Windows'a para vermeyenler" ise markalı bir bilgisayar alırken zaten perakende fiyatı kadar olmasa da yüksek bir ücreti bilgisayar ücretinin içinde ödüyor.
Fiyat konusundaki artılar sadece işletim sisteminin ücreti ile sınırlı değil. Güncel bir Windows işletim sistemini verimli bir şekilde kullanabilmek için en az 1GB ram ve 1Ghz den daha hızlı bir işlemci gerekiyor. Gerçekçi olursak 2GB ram ve 2Ghz işlemciye ihtiyacınız var. Ayrıca Windows 7 16 GB(64 bit sürümü 20 GB) sabit disk alanı istiyor.
Yukarıda bahsettiğim %85'lik kullanıcı ise birçok program kurulu halde 100 MB sabit disk alanı isteyip, kendini RAMe atabilen ve en eski bilgisayarlarda bile çok hızlı çalışabilen PuppyLinux ile bütün ihtiyaclarını karşılayabilir. Diğer Linux dağıtımları ise ihtiyaç duyulan bütün programlar kurulu halde en fazla 3GB sabit diske ihtiyaç duyuyorlar.
Windows'ta en sık kullanılan uygulamaların birçoğunun ücretli olması da cabası..
Windows'ta işe yaramayan birçok uygulama arka planda enerjinizi sömürürken ve sabit diskinizi hiçbirşey yapmadığınız halde sesli bir şekilde çalıştırırken, Linux dağıtımları sabit diskinize neredeyse dokunmuyor. İşlemci sıcaklığından ve çalışma yüzdesinden hangi işletim sisteminin daha verimli olduğunu anlamak çok kolay.
Bir de güvenlik meselesi var. Linuxcuların güvenlik konusunda içleri daha rahat... Antivirüs programlarına para ve donanım gücü ayırmıyorlar..
Kurumlar için en büyük artıysa kendilerine özel bir sürüm hazırlayabilmeleri. Kurumlar tamamen kendi ihtiyaçlarına yönelik olarak değiştirebilecekleri açık kaynak kodlu işletim sistemlerini kullanabilirler.
Mesele alışkanlıklarda yatıyor. Microsoft kendi işletim sisteminin vazgeçilmez olması için evlerde korsan kullanıma göz yumuyor. Windows işletim sistemlerine alışan insanlar iş yerlerinde mecburen lisanslı Windows işletim sistemi kullanıyor.
Herkesi Linux kullanmaya, en azından bir kez olsun denemeye davet ediyorum.
7 Kasım 2009 Cumartesi
3 Kasım 2009 Salı
Hoparlörden gelen patlamalar
Dakka bir gol bir!!
Ubuntuyu kurduktan sonra, özellikle uyarı pencereleriyle gelen uyarı sesinden önce bir "patlama" sesi gitgide rahatsız edici olmaya başladı. Ufak bir aramayla sorunu hallettim.
Sorun 10 saniyeden fazla kullanılmadığında ses kartının güç tasarrufu için kapatılmasından kaynaklanıyor. Kapatılan ses kartı açıldığında hoparlörlerden patlama sesi geliyor.
Herhangi bir klasörden çıkabildiğiniz kadar üst klasöre çıkın ve kök dizine gelin ("root" ya da "/"). Buradaki "etc" klasörünün içindeki "modprobe.d" klasörünü açın. "alsa-base.conf" dosyasının son satırı
options snd-hda-intel power_save=10 power_save_controller=N
nın başına bir "#" işareti (AltGr+3) koyarak satırı etkisiz hale getirin. Dosyayı kaydedip kapattıktan sonra bilgisayarı yeniden başlatın.
Ubuntuyu kurduktan sonra, özellikle uyarı pencereleriyle gelen uyarı sesinden önce bir "patlama" sesi gitgide rahatsız edici olmaya başladı. Ufak bir aramayla sorunu hallettim.
Sorun 10 saniyeden fazla kullanılmadığında ses kartının güç tasarrufu için kapatılmasından kaynaklanıyor. Kapatılan ses kartı açıldığında hoparlörlerden patlama sesi geliyor.
Herhangi bir klasörden çıkabildiğiniz kadar üst klasöre çıkın ve kök dizine gelin ("root" ya da "/"). Buradaki "etc" klasörünün içindeki "modprobe.d" klasörünü açın. "alsa-base.conf" dosyasının son satırı
options snd-hda-intel power_save=10 power_save_controller=N
nın başına bir "#" işareti (AltGr+3) koyarak satırı etkisiz hale getirin. Dosyayı kaydedip kapattıktan sonra bilgisayarı yeniden başlatın.
Etiketler:
Hoparlör,
Ses sorunu,
Ubuntu 9.10 Karmic Koala
Ubuntu 9.10!!
Yeni ubuntu çıktı. Ubuntu'nun Karmic Koala kod adlı son sürümünü buradan indirebilirsiniz. İndirdiğiniz iso dosyası daha önceki sürümler gibi hem "live CD" olarak çalışıyor ve Ubuntu'yu bilgisayarınıza kurmadan kullanmanıza izin veriyor, hem de kurulumunu gerçekleştirebiliyor.
Ubuntu 9.04 ile başlayan hızlanma 9.10'un kurulumunda da devam etmiş. Kurulum 20 dakikadan daha kısa sürüyor. Bu süre boyunca da, Windows 98 sonrası Microsoft işletim sistemlerinde olduğu gibi, işletim sistemi ve kolaylıkları hakkında bilgiler veriliyor.
Yeni Ubuntu'da büyük değişiklikler yok. Eğer beklentiniz bambaşka bir işletim sistemi görmekse hayal kırıklığına uğrarsınız. Fakat bende eskisinden daha hoş bir tat bıraktığını söyleyebilirim.
Bilgisayar açılırken karşınıza ilk olarak Grub 2 çıkıyor(bu sefer 1.97 den 2). Gitgide "Dos" ortamından göze daha hoş görünen yazı tiplerine geçiliyor.
Açılış ekranı olumlu yönde değişmiş. Masaüstü açıldığında karşınıza çıkan simgeler eskilere nazaran daha göz alıcı olmuş. Üstelik yeni duvar kağıtları da geliyor :) Canonical bu iş için bir firmayla anlaşmıştı ve faydasını da görmüş diyebiliriz.
Program Ekle/Kaldır yerine artık Ubuntu Yazılım Merkezi var. Temelde fazla değişiklik olmasada görsel olarak geliştirilmiş ve aradığınızı bulmak eskisine göre daha "gözünüzün önünde".
Anında iletişim içinde Pidgin'e verilen resmi destek sona ermiş. Yeni aracın adı "Emphaty". Daha önce kullandığımda MSN'e "görünmez" olarak bağlanıp, durumunuzu değiştirmenize imkan vermiyordu. Durumun düzeltileceği söylenmişti ancak kurduktan sonra da MSN'den bana mesaj atan olmadı :).
Birde UbuntuOne var. Bu yeni uygulama her Ubuntu kullanıcısına internet üzerinden 2 GB veri alanı sunuyor. Ancak biraz da bir paylaşım platformu olma yolunda ilerleyecek galiba.
Son söz olarak sarsıcı değişiklikler olmasa da bilgisayarı açıp başında oturasım geliyor. Tavsiye ederim. Ancak her zamanki gibi başta ufak sorunlar olabilir. Bunları da biraz yumuşak karşılamak gerekiyor. Çünkü çözümü forumlarda her zaman var...
Ubuntu 9.04 ile başlayan hızlanma 9.10'un kurulumunda da devam etmiş. Kurulum 20 dakikadan daha kısa sürüyor. Bu süre boyunca da, Windows 98 sonrası Microsoft işletim sistemlerinde olduğu gibi, işletim sistemi ve kolaylıkları hakkında bilgiler veriliyor.
Yeni Ubuntu'da büyük değişiklikler yok. Eğer beklentiniz bambaşka bir işletim sistemi görmekse hayal kırıklığına uğrarsınız. Fakat bende eskisinden daha hoş bir tat bıraktığını söyleyebilirim.
Bilgisayar açılırken karşınıza ilk olarak Grub 2 çıkıyor(bu sefer 1.97 den 2). Gitgide "Dos" ortamından göze daha hoş görünen yazı tiplerine geçiliyor.
Açılış ekranı olumlu yönde değişmiş. Masaüstü açıldığında karşınıza çıkan simgeler eskilere nazaran daha göz alıcı olmuş. Üstelik yeni duvar kağıtları da geliyor :) Canonical bu iş için bir firmayla anlaşmıştı ve faydasını da görmüş diyebiliriz.
Program Ekle/Kaldır yerine artık Ubuntu Yazılım Merkezi var. Temelde fazla değişiklik olmasada görsel olarak geliştirilmiş ve aradığınızı bulmak eskisine göre daha "gözünüzün önünde".
Anında iletişim içinde Pidgin'e verilen resmi destek sona ermiş. Yeni aracın adı "Emphaty". Daha önce kullandığımda MSN'e "görünmez" olarak bağlanıp, durumunuzu değiştirmenize imkan vermiyordu. Durumun düzeltileceği söylenmişti ancak kurduktan sonra da MSN'den bana mesaj atan olmadı :).
Birde UbuntuOne var. Bu yeni uygulama her Ubuntu kullanıcısına internet üzerinden 2 GB veri alanı sunuyor. Ancak biraz da bir paylaşım platformu olma yolunda ilerleyecek galiba.
Son söz olarak sarsıcı değişiklikler olmasa da bilgisayarı açıp başında oturasım geliyor. Tavsiye ederim. Ancak her zamanki gibi başta ufak sorunlar olabilir. Bunları da biraz yumuşak karşılamak gerekiyor. Çünkü çözümü forumlarda her zaman var...
Etiketler:
Ubuntu 9.10 Karmic Koala
19 Eylül 2009 Cumartesi
Dizüstü bilgisayarlarda pil...
Dizüstü bilgisayarların öncelikli amacı size hareket özgürlüğü sağlamak. Masaüstü bilgisayarları da hareket etmekten alıkoyan en büyük etken boyutlarından çok prize olan bağları...
Amaç hareket özgürlüğü olunca da dizüstü bilgisayarların pilleri büyük önem kazanıyor. Kimse işinin-filminin en can alıcı yerinde pilinin bitmesini istemez. Ancak pilinin sadece 15 dakika gitmesi daha vahim bir durum.
Bu yüzden bilgisayar kullanırken nasıl virüsüne, kirine pisine dikkat ediyorsak piline de dikkat etmek gerekir.
Çünkü neticede piller de belli bir ömrü olan "canlılar" ve onlar da bir gün işe yaramaz hale gelecekler.
Ancak yaşlanmayı geciktirmek biraz da sizin elinizde. Bunun için de sadece birkaç dakikanızı ayırıp pilinizin türünü öğrenmek ve ufak bir araştırma yapmak gerekiyor.
Tabii bir de bilgi kirliliği var... İlk foruma tıklayıp harfiyen uygulamak yerine üreticilerin sitelerinden daha doğru bilgi almak mümkün. Çünkü genelde insanlar teknolojinin sadece onlar elde edene kadar ilerleyip, sonra yerinde saydığını varsayıyor. Pil dediğiniz zaman size yıllar öncesinin Nikel-Kadmiyum pilini temel alarak tavsiyeler verebilir.
Tıpkı herkesin kulağına bir kere girmiş olan "Pil tam boşalmadan şarj etme!" gibi.. Evet, piliniz tam boşalmadan şarj etmeyin. Ama eğer piliniz Lityum-İyon değilse...
Şu anda neredeyse bütün dizüstü bilgisayarlarda lityum-iyon pil kullanılıyor ve bu piller tam boşaldıklarında ömürleri azalıyor.. Bu acı gerçekle birçok insan, ölen pilinin yerine yenisini alırken karşılaşıyor. İnternette bir arama yaptığınızda ise "bu tam boşalt-sonra doldur" safsatasının ne kadar çok insana ulaştığını göreceksiniz.
Bu yüzden, pilinizi çıkartıp türünü öğrenmek ve bilinçli bir araştırma yeni pil ihtiyacınızı bir yıldan fazla erteleyebilir.
Bu arada, lityum iyon piller, tam boşalmadan, hatta doluluk oranı %20 nin altına düşmeden şarj edilmelidir. Tam boşaltıp doldurmak çok nadiren gerekli olabilir ve onun da belli bir prosedürü var(Bilgisayar pil kritik değere ulaştığında hazırda beklet moduna geçip 5 saate yakın beklemeli ve sonra sarj edilmeli). Ve asla üst üste tam boşaltıp doldurulmamalıdır.
Eğer hala doldur boşaltta ısrar ediyorsanız ve Windows işletim sistemi kullanıyorsanız BatteryCare programını indirin. Pilinizin kullanılabilir kapasitesine baktıktan sonra tam boşaltma yapın. Sonra tekrar pilin kapasitesine bakın. Ancak tekrar uyarıyorum, bu işlem geri dönüşü olmayan kapasite kayıplarına yol açacaktır.
Amaç hareket özgürlüğü olunca da dizüstü bilgisayarların pilleri büyük önem kazanıyor. Kimse işinin-filminin en can alıcı yerinde pilinin bitmesini istemez. Ancak pilinin sadece 15 dakika gitmesi daha vahim bir durum.
Bu yüzden bilgisayar kullanırken nasıl virüsüne, kirine pisine dikkat ediyorsak piline de dikkat etmek gerekir.
Çünkü neticede piller de belli bir ömrü olan "canlılar" ve onlar da bir gün işe yaramaz hale gelecekler.
Ancak yaşlanmayı geciktirmek biraz da sizin elinizde. Bunun için de sadece birkaç dakikanızı ayırıp pilinizin türünü öğrenmek ve ufak bir araştırma yapmak gerekiyor.
Tabii bir de bilgi kirliliği var... İlk foruma tıklayıp harfiyen uygulamak yerine üreticilerin sitelerinden daha doğru bilgi almak mümkün. Çünkü genelde insanlar teknolojinin sadece onlar elde edene kadar ilerleyip, sonra yerinde saydığını varsayıyor. Pil dediğiniz zaman size yıllar öncesinin Nikel-Kadmiyum pilini temel alarak tavsiyeler verebilir.
Tıpkı herkesin kulağına bir kere girmiş olan "Pil tam boşalmadan şarj etme!" gibi.. Evet, piliniz tam boşalmadan şarj etmeyin. Ama eğer piliniz Lityum-İyon değilse...
Şu anda neredeyse bütün dizüstü bilgisayarlarda lityum-iyon pil kullanılıyor ve bu piller tam boşaldıklarında ömürleri azalıyor.. Bu acı gerçekle birçok insan, ölen pilinin yerine yenisini alırken karşılaşıyor. İnternette bir arama yaptığınızda ise "bu tam boşalt-sonra doldur" safsatasının ne kadar çok insana ulaştığını göreceksiniz.
Bu yüzden, pilinizi çıkartıp türünü öğrenmek ve bilinçli bir araştırma yeni pil ihtiyacınızı bir yıldan fazla erteleyebilir.
Bu arada, lityum iyon piller, tam boşalmadan, hatta doluluk oranı %20 nin altına düşmeden şarj edilmelidir. Tam boşaltıp doldurmak çok nadiren gerekli olabilir ve onun da belli bir prosedürü var(Bilgisayar pil kritik değere ulaştığında hazırda beklet moduna geçip 5 saate yakın beklemeli ve sonra sarj edilmeli). Ve asla üst üste tam boşaltıp doldurulmamalıdır.
Eğer hala doldur boşaltta ısrar ediyorsanız ve Windows işletim sistemi kullanıyorsanız BatteryCare programını indirin. Pilinizin kullanılabilir kapasitesine baktıktan sonra tam boşaltma yapın. Sonra tekrar pilin kapasitesine bakın. Ancak tekrar uyarıyorum, bu işlem geri dönüşü olmayan kapasite kayıplarına yol açacaktır.
19 Ağustos 2009 Çarşamba
Gnome Art
Evet, tam GNOME'un görselliğinin zayıflığı hakkında atıp tutarken Sistem\Tercihler menüsünde GnomeArt seçeneğini gördüm! Eminim daha önce orada olmadığına, kesin bir güncellemeyle geldi. Galiba... Yoksa nasıl göremem ben onu??
Bu program da KDE'deki görselleştirme programlarını biraz andırıyor. Yüzlerce masaüstü duvar kağıdını ve onlarca temayı gösterip istediklerinizi indirmenizi sağlıyor.
Gnome beni utandırdı bu sefer...
Bu program da KDE'deki görselleştirme programlarını biraz andırıyor. Yüzlerce masaüstü duvar kağıdını ve onlarca temayı gösterip istediklerinizi indirmenizi sağlıyor.
Gnome beni utandırdı bu sefer...
Ubuntu vs Kubuntu
Ubuntu'yu google da arattığınızda karşınıza muhtemelen Kubuntu ve Xubuntu gibi sonuçlar da çıkacaktır.
Ubuntu malum, Ubuntu. peki Kubuntu nedir? Çakma Ubuntu mu?
Elbetteki hayır. Bunlar Linux sistemlerin değişik şekillere sokulabilmesinin örnekleridir. Farksa masaüstü ortamlarında yatıyor.
Linux işletim sistemleri, lego gibidir. Bir ev yapacaksanız istediğiniz gibi yapabilirsiniz. Kapısı, çatısı, bacası, penceresi vardır ama her evin kapısı aynı olmak zorunda değildir. Evin temel parçalarını işletim sisteminin temel paketleri olarak düşünürsek masaüstü ortamı da bu parçalardan biri olur. Masaüstü ortamı genel olarak ekranda gördüğünüz simgeler, pencereler, stiller gibi görselleri ve pencere yöneticisi kapsar. Linux türevleri için en yaygın kullanılan ortamlarsa KDE ve GNOME'dur.
KDE ve GNOME aynı işletim sistemi üzerinde kullanılabilirler. Bu sayede temelde aynı, fakat görünümleri farklı sistemler elde edilebilir. İşte, Gnome kullanan Ubuntu'da, KDE kullanılırsa Kubuntu olur.
KDE görselliğin öne çıtığı bir masaüstü ortamıyken, GNOME (kendi deneyimlerimle) daha sade, kararlı ve hızlıdır. Fakat bu KDE kararsız anlamına gelmez: keza Windows bu iki ortamla da yarışamayacak kadar kararsızdır.
GNOME'da masaüstü arka planını yada geçerli temanızı değiştirmek istediğinizde içiniz kararabilir. Aksine KDE rengarenk temalarla resimlerle doludur. Masaüstü arkaplanları için sunucuları vardır.
Bir de program meselesi var. Programlar da yazılırlarken öncelikle çalışacağı ortam göz önünde bulundurularak yazılır. Yani, GNOME programları ve KDE programları vardır. KDE programlarının ilk harfi genelde "K" olur. Mesela, "Kwrite", "Konqueror","Kget", "Kile" gibi. Fakat gerekli kütüphaneri yüklediğiniz taktirde her iki masaüstü ortamının da programlarını sorunsuz çalıştırabilirsiniz.
Bir diğer fark da kurulumdan sonra elinizdeki program sayısı. KDE çok özelleştirilebilir olduğundan birçok sistem programı doğrudan kurulu geliyor. Galiba sistem programlarının oranını azaltmak için olacak, GNOME'dan onlarca fazla program da otomatik olarak sistemizine kuruluyor.
Kubuntu gibi ulusal işletim sisemimiz Pardus da KDE masaüstünü tercih ediyor.
Ayrıntılar için;
http://www.gnome.org/
http://www.kde.org/
http://www.kubuntu.org/
http://www.pardus.org.tr/
Ubuntu malum, Ubuntu. peki Kubuntu nedir? Çakma Ubuntu mu?
Elbetteki hayır. Bunlar Linux sistemlerin değişik şekillere sokulabilmesinin örnekleridir. Farksa masaüstü ortamlarında yatıyor.
Linux işletim sistemleri, lego gibidir. Bir ev yapacaksanız istediğiniz gibi yapabilirsiniz. Kapısı, çatısı, bacası, penceresi vardır ama her evin kapısı aynı olmak zorunda değildir. Evin temel parçalarını işletim sisteminin temel paketleri olarak düşünürsek masaüstü ortamı da bu parçalardan biri olur. Masaüstü ortamı genel olarak ekranda gördüğünüz simgeler, pencereler, stiller gibi görselleri ve pencere yöneticisi kapsar. Linux türevleri için en yaygın kullanılan ortamlarsa KDE ve GNOME'dur.
KDE ve GNOME aynı işletim sistemi üzerinde kullanılabilirler. Bu sayede temelde aynı, fakat görünümleri farklı sistemler elde edilebilir. İşte, Gnome kullanan Ubuntu'da, KDE kullanılırsa Kubuntu olur.
KDE görselliğin öne çıtığı bir masaüstü ortamıyken, GNOME (kendi deneyimlerimle) daha sade, kararlı ve hızlıdır. Fakat bu KDE kararsız anlamına gelmez: keza Windows bu iki ortamla da yarışamayacak kadar kararsızdır.
GNOME'da masaüstü arka planını yada geçerli temanızı değiştirmek istediğinizde içiniz kararabilir. Aksine KDE rengarenk temalarla resimlerle doludur. Masaüstü arkaplanları için sunucuları vardır.
Bir de program meselesi var. Programlar da yazılırlarken öncelikle çalışacağı ortam göz önünde bulundurularak yazılır. Yani, GNOME programları ve KDE programları vardır. KDE programlarının ilk harfi genelde "K" olur. Mesela, "Kwrite", "Konqueror","Kget", "Kile" gibi. Fakat gerekli kütüphaneri yüklediğiniz taktirde her iki masaüstü ortamının da programlarını sorunsuz çalıştırabilirsiniz.
Bir diğer fark da kurulumdan sonra elinizdeki program sayısı. KDE çok özelleştirilebilir olduğundan birçok sistem programı doğrudan kurulu geliyor. Galiba sistem programlarının oranını azaltmak için olacak, GNOME'dan onlarca fazla program da otomatik olarak sistemizine kuruluyor.
Kubuntu gibi ulusal işletim sisemimiz Pardus da KDE masaüstünü tercih ediyor.
Ayrıntılar için;
http://www.gnome.org/
http://www.kde.org/
http://www.kubuntu.org/
http://www.pardus.org.tr/
16 Ağustos 2009 Pazar
Google'ın işletim sistemi
Uzun süredir Google'dan gelecek bir işletim sisteminin haberi bekleniyor. Bu beklenti mobil cihazlar için geliştirilen Android'in piyasaya çıkmasıyla daha da arttı ve gün geçtikçe artan bir merakla Google'dan "gerçek bir işletim sistemi"nin haberi bekleniyor.
Ancak hali hazırda, 2007'den beri, tamamen Google araçlarıyla donanmış, Linux (hatta Ubuntu) tabanlı bir işletim sistemi de var. Adı bile şüpheleri üzerinde toplamak için fazlasıyla yeterli:GoS..
Şu sıralarda 3.1 sürümü indirmeye açık olan bu bedava işletim sisteminin adı Good Operating System" yani "İyi İşletim Sistemi". Ancak, http://www.thinkgos.com/gos/index.html adresinde de özelliklerini ve ekran görüntülerini görebileceğiniz işletim sisteminin "Google Operating System" olmaması için hiçbir sebep yok..
Masaüstünü Google Gadget'larıyla süsleyebileceğiniz GoS; Google Picasa, Google Mail & Calender, Google Documents, Spreadsheets, Presentations ve Google Desktop Search kullanıyor. Google Maps ve Google News de cabası. Eğer Google'a ait bir proje değilse "Google'dan daha çok Googlecı" diyebileceğimiz bir işletim sistemi..
Ayrıca işletim sisteminin sayfasındaki "Cloud" linkine tıklarsanız da, özellikle netbooklar için tasaranmış olan, internet tarayıcısı üzerinde çalışan işletim sistemini görme şansınız olacak. Tahmin edin bu tarayıcı bana piyasadaki hangi tarayıcıyı anımsattı: tabii ki Chrome!
Komplo teorisi ortaya atmak istemesem de, bir grup insanın işletim sistemi yaparken kolaya kaçıp "Zaten Google bunu yapmış, onu koyalım" gibi bir mantıkla onca Google aracını dahil edeceğini sanmıyorum. Bekleyip göreceğiz...
Ancak hali hazırda, 2007'den beri, tamamen Google araçlarıyla donanmış, Linux (hatta Ubuntu) tabanlı bir işletim sistemi de var. Adı bile şüpheleri üzerinde toplamak için fazlasıyla yeterli:GoS..
Şu sıralarda 3.1 sürümü indirmeye açık olan bu bedava işletim sisteminin adı Good Operating System" yani "İyi İşletim Sistemi". Ancak, http://www.thinkgos.com/gos/index.html adresinde de özelliklerini ve ekran görüntülerini görebileceğiniz işletim sisteminin "Google Operating System" olmaması için hiçbir sebep yok..
Masaüstünü Google Gadget'larıyla süsleyebileceğiniz GoS; Google Picasa, Google Mail & Calender, Google Documents, Spreadsheets, Presentations ve Google Desktop Search kullanıyor. Google Maps ve Google News de cabası. Eğer Google'a ait bir proje değilse "Google'dan daha çok Googlecı" diyebileceğimiz bir işletim sistemi..
Ayrıca işletim sisteminin sayfasındaki "Cloud" linkine tıklarsanız da, özellikle netbooklar için tasaranmış olan, internet tarayıcısı üzerinde çalışan işletim sistemini görme şansınız olacak. Tahmin edin bu tarayıcı bana piyasadaki hangi tarayıcıyı anımsattı: tabii ki Chrome!
Komplo teorisi ortaya atmak istemesem de, bir grup insanın işletim sistemi yaparken kolaya kaçıp "Zaten Google bunu yapmış, onu koyalım" gibi bir mantıkla onca Google aracını dahil edeceğini sanmıyorum. Bekleyip göreceğiz...
Etiketler:
Google,
Google İşletim Sistemi,
Google Operating System,
GoS
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)